Intertraffic 2014 Fuarı Notları

Home/Fuarlar/Intertraffic 2014 Fuarı Notları

Intertraffic 2014 Fuarı Notları

Günün erken saatlerinde, Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Mühendisliği Bölümü Başkanı ve UYGAR Başkanı Prof.Dr.Mustafa Ilıcalı, kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda; Türkiye’ nin ulaştırma sisteminin kamu bileşenleri hakkında genel bilgiler, ülkemizde ulaştırma türlerinin genel görünümü hakkında bir giriş verildikten sonra, gerçekleştirilmekte olan yatırımlar ve planlanan büyük ölçekli projeler hakkında detaylı bilgiler verildi. 3. Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu, Marmaray, Lastik Tekerlekli Tüp Tünel, İzmir Körfez Geçiş Köprüsü ve Gebze-İzmir Otoyolu, inşaatı devam etmekte olan ve yapılması planlanan yüksek hızlı demiryolu hatları, deniz ulaşımı ve havayolu genel hedefleri ve trendleri, Kanal İstanbul Projesi, 3.Havaalanı Projesi ve diğer önemli projeler hakkında bilgi verildi. 25 Mart 2014 Salı günü erken saatlerde, GSM şirketleri işbirliğinde, Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Mühendisliği Bölümü ve UYGAR’ ın gerçekleştirdiği ‘İstanbul Kentiçi Ulaşım Anketi’ çalışmasının, Prof.Dr.Mustafa Ilıcalı tarafından, Bahçeşehir Üniversitesi’ nde bir basın toplantısı ile duyurulan sonuçları ve değerlendirmelerinin bir özeti, Intertraffic 2014’ te gerçekleştirilen sunumda da katılımcılarla paylaşıldı. Bu çerçevede; Türkiye’ nin 2023 ve 2035 vizyonları çerçevesinde yol haritası çizildi.

Yoğun bir günün ardından, akşam saatlerinde Amsterdam şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz. Yol arkadaşımız Özgün; 5 yıla yakın bir süredir Hollanda’ da yaşıyor ve yakın bir zamanda vatandaşlık hakkı kazanacak, şuan süresiz oturma izni ile şehirde bulunuyor, aynı zamanda şehirde bir işletme sahibi. Çevreyoluna bağlanıyoruz, şehrin iş merkezleri belirli bir alanda toplanmış, şehrin silüetindeki yüksek yapılar nedeyse sadece bu alanda gördüklerimiz, onların da çok iddialı yapılar olmadığını, ancak bir mimari bütünlük içerisinde inşa edildiklerini görüyoruz. Ardından; şehrin bizim ‘sayfiye, piknik alanı’ olarak tanımlanan bölgelerini görüyoruz. Özgün; süresiz oturma izni olanların, vatandaşların sahip olduğu birçok haktan yararlanabildiğini, Hollanda’ da doğan T.C. vatandaşlarının, çifte vatandaşlık haklarının saklı olduğunu, evlilik yoluyla ülkeye gelen T.C. vatandaşlarının da 5 yıl oturmuş olmak ve ilgili kıstasları sağladığı takdirde, T.C. vatandaşlığından feragat etmeksiniz, Hollanda vatandaşı olabildiklerini anlatıyor. Hollanda’ da yerel seçimler yakın bir tarihte gerçekleştirilmiş, Özgün’ de tercihini yapmış, ülkede seçim atmosferinin gayet sade olduğunu, adayların sadece birkaç bilbord vasıtasıyla tanıtımlarını gerçekleştirdiklerini söylüyor. Bu arada; süresiz oturma izni olanların, yerel seçimlerde oy kullanabildiğini, genel seçimlerde oy kullanamadığını öğreniyoruz. Amsterdam’ ın beklide dünyanın en kozmopolit şehri olduğunu, Surinamlısından Hindlisine, Pakistanlısından Vietnamlısına, Faslısından Afganistanlısına, Rumeninden Taylandlısına, İtalyanından Endonezyalısına şehirde 170’ ten fazla ülkeden insanın yaşadığını, bu oranın New York’ takinden dahi yüksek olduğunu öğrendiğini anlatıyor. Ve tabii, ülkenin 2.büyük göçmen grubu, resmi rakamlara göre 450.000’ i aşkın Türkiye vatandaşları. Ülkenin; Türkiye’ den gelenleri ilk yıllarda sıcak karşıladığını, dernekleşme, vakıflaşma, sivil toplum, ibadethane v.b. birçok ihtiyacını ilgili düzenlemelerle karşıladığını, bunun yıllar geçtikçe olumsuz yönde değiştiğini, son yıllarda ekonomik krizle de birlikte daralma yaşandığını, Türklerin de ilk yıllardaki olumlu karşılamaya hakkıyla cevap veremediğini söylüyor. Ülkede Faslılar, 1.büyük göçmen grup, Faslılar ve Türklerin toplumun bütün meslek grubu ve katmanların da önemli temsilcileri olduğunu ancak Faslılar ile ilgili olumsuz algının daha fazla olduğunu, bunun da tamamen haksız olmadığını öğreniyoruz. Ülkede Türkler; ilk nesil elde ettikleri imkanları, işlerine tahvil edip, Türkiye’ de yatırım yapmışlar, yeni nesiller ise artık Hollanda’ da konut ediniyorlar. Hükümet; sosyal devlet anlayışı çerçevesinde geliştirdiği ‘sosyal konut’ projeleriyle, vatandaşlarının önemli bir oranını ev sahibi yapmış. Amsterdam’ da sosyal konutlara ağırlıklı olarak rastlanabiliyor. Bu konutlarda, vatandaş devlete kiracı hükmünde, piyasa koşullarının 3’ te 1’ i, 4’ te 1’ i bedellerle ikamet ediyorlar, son dönemlerde ise bu konutların kısmen vatandaşa satılmasına da başlanmış ve ilk etapta çok uygun fiyatlara bu konutlar halka arz edilmiş, Türkler de bu imkanlardan önemli ölçüde faydalanmışlar. Ülkede; 18 yaşına gelen bir Hollanda vatandaşının, sosyal konutlara başvuru hakkı var ve bu başvurunun sonuçlanması ortama 5-6 yıl gibi bir süre alabiliyor, bu süre sonunda vatandaşlar bu konutlarda bahsini ettiğimiz şartlarda oturma hakkı kazanabiliyor. Ayrıca bir diğer nokta, halka satışı başlanan sosyal konutların, kira bedelinde bir değişiklik olmuyor. Yani; sosyal konutu, devletten satın alan vatandaş, bir başka vatandaşa mülkünü ancak, devletin belirlediği cüz i kira bedeli ile kiralayabilir. Amsterdam’ da hakim renklerden birisi ‘yeşil’ ise diğeri de ‘kırmızı’. Yeşil alanların şehir içerisinde korunduğu görülüyor. Aynı şekilde; yapıların (özellikle konutların) hemen hepsinin dış cephesi kırmızı tuğlalar ile örülü, bunun nadiren dışına çıkılmış. Göçmenlerin ve özellikle de Türklerin yoğun yaşadığı Nord’ ta (şehrin kuzey bölümü) nispeten yeni kurulan yerleşim alanlarında düzen ve sadelik korunmak şartıyla bu dokunun farklılaşabildiğini görüyoruz. Şehir merkezi ve Nord’ ta toplam sadece 2 alışveriş merkezi görebiliyoruz, şehir merkezinde tarihi doku bütünüyle korunmuş, bu alan içerisinde yeni diyebileceğimiz yapı sayılıdır. Ya da bir kısmı, tamamen mevcut dokuya uygun inşa edilmiş.

Şehir merkezinde insanların rağbet gösterdiği yerlerin başında Dam meydanı ve Ledzplein geliyor. Dam Meydanı birkaç yıl önce, Türkiye-Hollanda tarihi ilişkilerinin yıl dönemi münasebetiyle, Hollanda kraliçesi Beatrice ve Türkice Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ e ev sahipliği yapmış, bu olay şehirde yaşayan Türkiyeliler için güven ve gurur anlamına gelen önemli bir hatıra. Ledzplein, turistlerin ve Hollandalıların gün içerisinde vakit geçirdikleri önemli noktalardan birisi ve şehrin merkezinin diğer ucunda yer alıyor. Şehir merkezinde, bir noktadan bir başka noktaya giderken 2-3 kez kanal köprülerinden geçmek durumunda kalabiliyorsunuz. Şehrin düzenli kurulumu, bir tarafıyla, şehri yeni yeni tanıyanlar için, birçok farklı noktayı birbirinden ayırt etmede zorluk oluşturabiliyor. Diğer tarafıyla da zaman zaman İstanbul’ un tarihi yarımadasında kaybolma ve deneme yanılma ile yolunu bulma refleksinin bize has olduğunu görebiliyoruz. İstanbul’ un şehircilikte üreteceği çözümler, kendine has olacaktır, dünyanın en düzenli şehri olmanın İstanbul için uygulanabilirliğinin tartışması bir kenara, olması gereken olmadığını da söyleyebiliriz. Ayrıca şunu da göz önünde bulundurmak gerekir ki; gerek Amsterdam ve gerekse de benzer karakterlere sahip Rotterdam, Almanya’ nın Köln şehri ve benzeri şehirler, İstanbul’ a nazaran nüfus itibariyle çok daha küçük şehirler. Türkiye’ de İzmit’ e kıyasla değerlendirilebilecek şehirler. Bu çerçevede; Türkiye’ nin büyüme ve kalkınma şeklinin üzerinde teknik olarak değerlendirmeler yapılabilecek olmakla beraber, kalkınmış ülkeler karşılaştırmalı bir değerlendirme yapıldığında Türkiye’ nin son 15 yılda kayda değer bir gelişme gerçekleştirdiği de görülüyor.

27 Mart 2014 Perşembe günü yoğun bir fuar günü, dünyanın pek çok farklı ülkesinden şirketler, kurumlar, düzenledikleri seminerlerle çalışmaları tanıtıyorlar. Bunlardan birisi de; İzmir’ in de yarıştığı Expo 2015’ i (Dünya Fuarı) alan İtalya’ nın Milan şehrinin kurumlarının gerçekleştirdiği tanıtım sunumu. Genel çerçevesi ile bildiğimiz rakamları, detaylandırma imkanı bulduğumuzda, İzmir’ in Expo’ yu alması durumunda çok ciddi bir kazanım elde edeceğini tekrar tekrar görüyoruz. Zira; Milan 2015 yılında, Expo süresince çok büyük rakamlarda ziyaretçiyi ağırlayacak.

Intertraffic’ te genel olarak Akıllı Ulaştırma Sistemleri, İnovasyon teknolojilerinin dünyada geldiği noktayı net bir şekilde anlıyoruz. Tünelde hız, hava kirliliği, trafik sayımları pek çok ölçümü sağlayan sistemler, genel olarak karayollarında hız kontrolü, detaylı trafik sayımını, taşıt ağırlığını, en az 11 sınıfta değerlendiren ve ölçen sistemler, karayolu trafik güvenliği elemanlarının farklı ulaştırma türleri arasında alabildiğine etkin ve yaygın kullanım örnekleri, yaya ve bisikletli trafik sayımları, metro istasyonu ve benzeri mekanlarda detaylandırılmış trafik sayımları, trafikte daha etkin ve yaygın kullanılabilecek bisiklet teknolojilerinin geliştirilmesi gibi önemli birçok noktadaki çalışmayı gözlemleme imkanı buluyoruz.

Yoğun bir günün Rai’ nin çevresindeki yerleşimleri daha detaylı gözlemleme şansımız oldu. Bu çevrede; bisiklet parklarında, ülkemizde eşine rastlanmayacak şekilde insanların bisikleti, yük taşımak ve benzeri pek çok amaçla farklı şekillerde tasarlattıklarını gördük. İnsanlar; bisikleti ev-iş yolculuklarında, alışveriş v.b. ihtiyaçlarında yoğun olarak kullanıyorlar, Amsterdam’ da bisikletin, türel dağılımdaki payı %40’ larda, karayolu ve demiryolu sistemleri ile entegre çalışan bir yapıya sahip. Aynı şekilde; Amsterdam ve Hollanda’ nın genelinde kentiçi, kentlerarası ve uluslar arası demiryolu ağları yaygın ve birbirine entegre olarak çalışıyor. Avrupa’ nın en önemli demiryolu projelerinden birisi olan PBKAL’ in (Paris, Brüksel, Köln, Amsterdam, Londra) en önemli ayaklarından birisini Amsterdam teşkil ediyor.

Değerlendirmenin tamamını http://www.ulastirmadunyasi.com/index.php/2014/04/intertraffic-fuari-notlari/ adresinden okuyabilirsiniz

 

By | 2017-04-08T23:30:32+00:00 Nisan 10th, 2014|Categories: Fuarlar|Tags: , , |0 Comments

Leave A Comment